Ülkemizin her yöresinde olduğu gibi Of’ta da toplum hayatının kendine özgü özellikleri vardır. Yüzyıllar toplum hayatını biçimlendirmiş birtakım değişikliklerle bugüne taşımıştır. Her ne kadar eskinin izleri varsa da çağın gerekleri ağır basmaktadır.
Eskiye baktığınız zaman yöremizde yaşayış biçiminde şu özellikler ön plana çıkar. Erken evlilik, akraba evliliği, büyük aile yapısı, mirasta kızların hakkı, sülalecilik anlayışı, gurbet olayı, doğum oranının yüksekliği, erkek-kız ayrımı, şive bozuklukları, eğlence ve düğünlerde silah atılması, komşular arası yardımlaşma, kadınların ağır çalışma şartları vb.
Günümüzde yaşama biçimi oldukça değişmiştir. Temel alt yapı hizmetlerinin tamamlanması, çay tarımının yaygınlaşması, sanayi kuruluşlarının artması, eğitim-öğretime verilen önem ve gelir düzeyinin yükselmesi, ilçemizde kırsal ve kentsel yaşamdan modern yaşama geçilmesine neden olmuştur. Bunda ulaşım imkânlarının yeterliliği, nüfusun büyük kentlere sürekli olarak gidiş-geliş şeklindeki akımı, kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması da belirleyici olmuştur.
İlçemizde kent ve kırsal kesim arasında sosyal ve ekonomik yönden eskiye göre büyük ölçüde dengesizlik yoktur. Toprak ağalığı, tarikat şeyhliği, aşiret reisliği gibi toplumsal kurumlar bulunmamaktadır. Ancak bazı eski ve köklü aileler arasında kabile birliği ve tutumu görülmektedir. Fakat bu aileler arasında kesin çizgiler yoktur. Kız alış-verişi, komşuluk ilişkileri ile gelişen toplum yapısı var olan bu çizgileri de yumuşatmıştır.
Aileler ekonomik bağımsızlığına sahiptir. Toplumsal yapının bu görünümü ile belli bir gelir düzeyine ulaşması toplumu hızla ana-baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan “çekirdek aile” yapısına doğru götürmektedir. Evlenen erkek çocuk genelde ayrı ev kurar. Evlenme yaşı erkeklerde ortalama 20-25, kızlarda 17-22 yaşlarıdır.
Eskiden ilçemizde geniş aile yapısı vardı. Geniş ailede dede, nine, anne, baba, çocuklar ve gelinler bir arada yaşardı. Evin geçimini ailede bir bazen iki kişi sağlardı. Genellikle yeterli olmayan tarıma dayalı bir geçim şekli vardı. Araziden alınanla idare etmeye çalışılırdı. Evin erkeklerinden gurbete gidip para kazananlar da olurdu. Böyle bir aile tipinde gelin kaynana ve gelinler arasında az da olsa huzursuzluklar yaşanırdı. Çekirdek aile tipiyle bu huzursuzluklar oldukça azalmıştır. Geniş aile tipi tamamıyla ortadan kalkmış değildir. Ekonomik bağımsızlığına kavuşamayan ya da eskiye çok bağlı tutucu ailelerde hala devam etmektedir.
Evin genel yöneticisi erkektir. Kadınlar ikinci planda söz sahibidirler. Bu yörede “ataerkil” aile yapısı geçerlidir. Anne baba ve büyüklere karşı saygı duyulur. Ayrılan kardeşler isterlerse anne ve babalarıyla oturabilirler. Ancak anne ve baba genellikle küçük oğullarının yanında oturmayı tercih etmektedir.
Evin iç işleriyle (çocuk bakımı, yemek pişirmek, bulaşık-çamaşır yıkamak, bazı tarım işleri, hayvan bakımı gibi) kadın ilgilenir. Eskiden bir ailenin 3-5 ineği varken, bugün çok az ailenin ineği vardır. Ağır işlerle erkek ilgilenir. Ancak erkek dışarıda çalışmak, para kazanmak zorundadır. Bununla birlikte son yıllarda kadınlar da dışarıda çalışıp eve maddi imkân sağlamaya başlamıştır. Yeterli tarım alanı olmadığı için erkek ya da aile tümden büyük şehirlere giderek geçimini sağlamaya çalışır.
Evlenen çiftler evlenmeden önce bir söz kesme ve nişanlılık dönemi geçirirler. Düğünler ilçe merkezinde düğün salonları ya da evlerde dini merasim şeklinde, köylerde ise kına gecesi ve düğün olmak üzere yöresel geleneklere göre yapılır.
Yörelerde doğum olayı da önemlidir doğum aile ve yakınları için sevinç kaynağı olur. Ancak bu yörede erkek çocuğa daha fazla değer verilir. Erkek oluncaya kadar çocuk doğumları devam eder.
Halkın eğlence şekli nişan ve düğünlerde yapılan mahalli törenler ile yaylaya çıkışlarda yapılan şenlikler olarak kendini gösterir. Bu düğün ve şenliklerde kemençe eşliğinde horon oynanır. Şimdilerde spor karşılaşmaları sonunda –özellikle Trabzonspor’un aldığı galibiyetler sonrası- eğlence boyutları daha da genişlediği, havaya kurşun sıkılarak tehlikeli boyutlara vardırıldığı görülmektedir.
Gelenek ve göreneklere olan bağlılık eskisi kadar güçlü değildir. Hayat şartlarının değişmesi, eğitimin etkisi, ekonomik yönden güçlenmeler, iletişim araçlarının yönlendirilmesiyle geleneklere bağlılık azalmıştır. Bunun yanında yabancı turistlerin, özellikle sarp kapısının açılmasıyla gelen yabancıların halkımızı bazı yönlerden etkilediği gözlenmiştir. İnsanlar kapalı ve çekingen durumlarını terk etmişlerdir.
Halkın giyim kuşamı giderek modern bir görünüme dönüşmektedir. Erkeklerin zaten giyim kuşamı moderndi. Ancak kadınlarımızın bir kısmı keşan, peştemal gibi yöresel giysileri halen devam ettirmektedirler. Geleneksel eski giyim kuşam bazen düğün, yayla şenliklerinde, milli günlerde ve yüksek köylerde yaşayan halk arasında zaman zaman yaşatılmaktadır. “Zıpka, laz donu, sabuk, çaruk, yelek” erkek giyiminin, “peştemal, keşan, yazma, fistan” kadın giyiminin geleneksel görüntüleridir.
İlçemizde görülen bazı inançlar genellikle nazar, uğur, uğursuzluk, doğa ve doğa olaylarına ilişkindir. Ayın doğuşu verimlilik, yenilik ve uğur belirtisidir. Ay yeniye geçmeden tohum ekilmez, tarla biçilmez. Gökkuşağı çıktığında altından geçenin cinsiyetinin değişeceği, (çocuklarda) cin ve şeytanla ilgili inanışlar, nazar ve nazarlık takma, al basması, ay kesimi, gece gelinlerin bulaşık sularını kapıya dökmemeleri gibi inanç ve uygulamalara az da olsa rastlanmaktadır. Bu inançlar kent merkezinde zayıf köylerde daha güçlüdür.
Yörenin coğrafi konumu, iklim ve bitki örtüsü, yapı tekniğinin şekillenişini etkilemiştir. Geleneksel mimari kendini iç kesimde az da olsa göstermekle beraber, kıyı ve ilçe merkezi giderek artan oranda görülen yıkımlarla, yerini beton binalara bırakmıştır. Bu çok katlı yapılanma kırsal kesimlere de sıçramıştır. Artık geleneksel eski Türk evleri yok olmaktadır. Arazi yapısı nedeniyle köylerde evler dağınıktır.
Karadenizlinin yardımsever olduğu bilinir. Komşular her konuda bir birine yardımcı olurlar. İmece olayı yaygındır. Köy yolları, camiler, okullar imece usulü ile yapılırlar. Fındık toplamak, ayıklamak imece usulü ile yapılır. Kur’an kurslarının tüm ihtiyaçları halk tarafından ortaklaşa karşılanır. Fakirler korunur, evlendirilir, okutulur. Düğün, cenaze, bayram gibi törenlere halk katılır, yardımcı olur. Acılar paylaşılır, sevinçler birlikte yaşanır. Çay kırımında, tarla-bahçe bellenmesinde komşular yardımlaşır.
Eskiden mısır ufalarken, fındık çıkarırken komşular akşamdan toplanır hem çalışır hem de sohbet eder, fıkra anlatır, türkü söyler, neşeli saatler geçirirlerdi. O günler şimdi özlemle aranıyor.
Her Karadenizli gibi Of halkı da çalışkandır. Özellikle kadınlar daha çalışkandır. Evin, tarlanın, bahçenin, ahırın işlerini hep kadın yapar. Erkek genellikle ağır işlerde çalışır. Fabrikalarda, çay alım yerlerinde işçidir. Tarla beller, ağaç keser odun yapar. İnşaat kurar, ustalık yapar, dışarıda çalışır, gurbete gider, ticaret yapar. Kadınlar ise ev işlerini, çocuk bakımını, inek bakımını, tarla işlerini, çay kırmayı, fındık toplamayı üstlenir. Pazara gider, evin e