DUYURULAR
Ali Holoğlu Vefat Etti

Sosyoloji Profesörü Mehmet Emin Köktaş Of'ta

Sosyoloji Profesörü Mehmet Emin Köktaş Of'ta

1953 yılında Of’un Serince köyünde dünyaya gelen Prof. Dr. Mehmet Emin Köktaş, Of Kaymakamlığı ve Of Belediye Başkanlığı tarafından organize edilen “Örnek Kişilerle Kendini Anla, Geleceğini Planla” projesi kapsamında 10. ve 11. sınıf öğrencileri ile buluştu.

1953 yılında Of’un Serince köyünde dünyaya gelen Prof. Dr. Mehmet Emin Köktaş, Of Kaymakamlığı ve Of Belediye Başkanlığı tarafından organize edilen  “Örnek Kişilerle Kendini Anla, Geleceğini Planla” projesi kapsamında 10. ve 11. sınıf öğrencileri ile buluştu.

Of Belediyesi Gün Batımı Sosyal Tesislerinde düzenlenen konferansa Of Kaymakamı Eren Arslan, Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu, Of İlçe Milli Eğitim Müdürü İdris Kabahasanoğlu, Of Müftüsü Recep Onat, okul müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı olan Prof. Dr. Mehmet Emin Köktaş, konuşmasına “Hayallerimizi gerçekleştirmek için başkalarının yediği kazıklardan ders almamız gerektiğini ve her işi deneyerek yapmanın sadece aptalların işi olduğunu söyleyerek başladı.

O yüzden kendi hayat hikâyemizi burada paylaşmak istiyorum sizlerle. Kendi oğluna “Asla yapacağım deme, yapıyorum de!” diye telkinde bulunduğunu belirten Köktaş: “Ben “16-17 yaşına kadar elektrik yüzü görmedim. Kitap okumayı çok severdim. Elektrik olmadığından gaz lambası ışığında kitap okurdum. Rahmetli anam gazı bitirdiğim için kızardı bana. Sevgili Gençler! Mazeret ararsanız hep bulursunuz. Bakın, kuyu cezasına çarptırılan bir İslam âlimi kuyuda kaldığı sırada öğrencileri kuyunun başına geliyor ve 30 ciltlik eseri söyleyerek öğrencilerine yazdırıyor. Yapmak istediğinizde yaparsınız. Ben iki lise bitirdim. Giresun İmam Hatip Lisesi ve Eyüp Lisesini okudum. İzmir’de doktora tezimi daktiloyla yazdığım sırada üniversiteye bir bilgisayar geldi. Doktora tezimi bilgisayarda yazabilmek için yönetimle konuştum. Saat beşten sonra yazmama izin verdiler. Buna çok sevinmiştim. O zamanlar yeni evliydim. 17.00’dan 24.00’a kadar yazıyordum. Hanım bari gelme bir çekyat al orada yat serzenişinde bulunurdu. Bu bir yıl sürdü. Sonra bu çalışmam ödül aldı. Onun için mazeret her zaman vardır. Marifet imkânsızlıklarla bir şeyler başarmaktır. Motivasyon yani kendinizin yapacağına inanmak çok önemlidir”. Almanya’da görevli iken bir gazete benimle röportaj yapmak istedi. Onlara annemin babamın okuma yama bilmediğini ve bir köyden çıkıp buralara kadar yükseldiğimi söyleyince çok şaşırdılar. Amaç ortalamanın üstünde bir şeyler üretmek. Örneğin 5 vakit namaz her Müslüman’ın görevi. Delikanlılık ise gece kalkıp namaz kılabilmektedir. Bizler hayatımızı etkileyecek küçük farklar yaratmalıyız.” dedi.

1985 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde İslam Medeniyeti alanında Yüksek Lisans, 1991 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Sosyoloji alanında doktora, 1992 yılında yardımcı doçent, 1996 yılında doçent, 2002 yılında profesör olan, 2003-2005 yıllarında Almanya Frankfurt Goethe Üniversitesinde ve 2012 yılında Türk Alman Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan Köktaş: “Son dönemde moda tabirle yükselen meslekler terimi kullanılıyor. Ben buna katılmıyorum. Amaç çok para kazanmak mı yoksa mutlu olduğumuz iş yapmak mı? Gençler! Hangi işi yaparsanız yapın nitelikli olsun. Sonra iyi derecede bir yabancı dil öğrenin. Ülkemiz için özellikle Arapça ve İngilizce öğrenmek son derece önemlidir” dedi.

Soru sormak isteyen öğrenci var mı? diye salona dönen Köktaş ilk öğrenci çıkana kadar bekledi. Öğrencileri cesaretlendirdikten sonra bir öğrenci soru sormak için el kaldırınca bütün salon onu alkışladı. Köktaş “Bakın şimdi arkadaşınız bir fark yarattı ve ilk oldu. Şimdi bundan sonra soru soranlara bu alkış gelmeyecek.” dedi.

Bir öğrencinin “Neden Almanca?” sorusuna “Bizler sizin gibi şanslı değildik. Tamamen tesadüf. Lisede herkes bir alana gidiyordu. Ben de Almancanın olduğu alana gitmişim. Ama tesadüf de olsa hayatımı çok etkiledi. Bir gazetenin Almanca kitabı verdiğini görmüştüm. O adrese mektup yazdım. Ve 8 ay sonra bana aynı kitabı gönderdiler. O kitaptan çalışarak Almancamı geliştirdim. İyi derecede konuşuyorum şu an.” dedi.

Bir öğrencinin “Sosyal Bilimleri seçmenizdeki etkenler nelerdir?” sorusuna “Bizler yani bizim kuşak ülkeyi kurtarmaya niyetliydik. Bunu tıp okuyarak yapamazdık. O zamanlar hukuk okumak da istemiyordum. Sosyoloji okudum ve şimdi karşınızda Prof Dr olarak seminer veriyorum. Kalıcılığı olmayan farklılıklar çok şey kazandırmaz insana. En iyisi olun yaptığınız işin. 1978 yılında Çaykara’ya öğretmen olduğumda babam öğretmen maaşıyla geçinemeyeceğimi kardeşimle beraber ticaret yapmamı isteyince “Madem ticaret yapacaktım ben niye okudum?” dedim. Farklı olmayı kendimiz için mi başkaları için mi istiyoruz buna karar vermeliyiz. İbn-i Haldun 4 ciltlik kitabının 1. cildini 9 ayda mağarada yazdı. O dönemde kimse anlamadı onu. 200 yıl sonra dünya anladı onu. Alman F. Nietszche’nin yaşadığı dönemde yazdığı eserler basılmış ilgi görmeyince depoya kaldırılmıştı. Değeri ancak 150 yıl sonra anlaşıldı.. Atalarımızın “İyilik et denize at balık bilmezse Halık bilir” sözünü unutmamalıyız. Bizim inancımız gereği de bu böyledir. Yaptığınız iyiliğin karşılığını Allah mutlaka verir” dedi.

İmam Hatipli olmak sizin için ne ifade ediyor sorusuna tebessümle cevap veren Köktaş: “1970’li yıllar dine ve dindarlara bakış çok olumsuzdu. Köydeki arkadaşlar bunu tam manasıyla anlamazdı ancak ben Giresun İmam Hatip Lisesinde okurken babamın dükkânı vardı. Okuldan sonra orada takılırdık. Nerde okuyorsun diye sorulunca önce liseye, ardından soru gelirse meslek lisesine daha da sıkıştırılırsa imam hatip lisesine deyince, “Ölü yıkayıcısı mı olacaksın?” diye aşağılanırdık. O yaşlarda bunu kaldıramazdık. İmam Hatip Lisesi benim için her şeydi. Karakterimin şekillenmesini sağlayan en büyük amildi. Kuşkusuz Of İmam Hatip Lisesinin benim için ayrı bir önemi vardır. Bina denemeyecek bir binada eğitim verdik. Of İmam Hatip Lisesindeki kütüphaneyi ben kurdum. Velilerden aldığımız ağaçları kestik, biçtirdik, kuruttuk ve mobilyacıda raf yaptırarak kütüphaneyi oluşturduk. Kitap için öğretmenlerden, velilerden, esnaftan para toplayarak Trabzon’dan bir araba dolusu kitap alarak kütüphaneyi kurduk. İsterseniz her şey olabiliyor” diye cevap verdi.

Türkiye’de Çatışmacı ve Uzlaşmacı Değerler, Demokrasi Kuramlarına Giriş, Siyasette Kadınlar ve Gençler, Din Sosyolojisi, Din ve Siyaset: Siyasal Davranış ve Dindarlık, Türkiye’de Dini Hayat: İzmir Örneği adlı kitapları bulunan, Amerika ve Almanya’da da basılmış kitapları bulunan,1993 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Araştırması Ödülü ve 1997 yılında Şevket Bilgin Birincilik Ödülünü alan Köktaş “Kendi oğluma aynı yolu çizer miydiniz? sorusu gelince “Öncelikle oğlumun isteği doğrultusunda davranırım.” diye cevap verdi.

Ekmeksiz yaşayabileceğini ama kitapsız asla yaşayamayacağını söyleyen, ulusal ve uluslar arası bilimsel toplantılarda ve bildiri kitabında bildirileri basılan; yurt dışı ve yurt içi hakemli dergilerde birçok makalesi yayımlanan, halen İstanbul Sabahattin Zaimoğlu Üniversitesinde İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı olarak görev yapan Köktaş’ın bu güzel konuşmalarından sonra programın sonunda Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu ve Of Kaymakamı Eren Arslan birer teşekkür konuşması yaptılar. Kaymakam Arslan Köktaş’a Milli Eğitim Müdürlüğümüze hazırlattığı İlkokul diplomasını hediye ederken Belediye Başkan’ı Sarıalioğlu da kendisine bir plaket takdim etti.